Kültürümüzün önemli bir parçası olan o nazar boncuğu sadece süs eşyası mı?
Hayır. Kökeni Şamanizm’e dayanan bir ritüelin günümüze uzanan hikayesi.
Ya Kırkpınar sadece güreş mi?
Hayır. Bektaşilikten gelen kemer kuşatma geleneğinin Pehlivanlar Tekkesince sahip çıkılan bir oluşumu. Tekkelerin kapatılmasıyla bu organizasyon Çocuk Esirgeme Kurumu ve sonrasında Belediyeye devredildi.
Bugün her ikisi de UNESCO Listesinde.
Geçtiğimiz günlerde Papa’nın İznik ziyareti gündem olduğunda bizim İnanç Turizmi adına yaptıklarımızı ve dünyadaki örneklerini araştırdım.
Çok ilginç veriler var:
Meksika: Guadalupe Bazilikası’nda her yıl Azteklerin kurduğu alt yapıyı Hristiyanlık Ritueline çeviren muazzam bir ayin etkinliği düzenleniyor. 1 haftada bölgeye 11.5 milyon kişi geliyor. Meksika’nın yıllık turizm gelirinin %25’i.
Suudi Arabistan: Petrol sonrası gelecek planının Turizm üzerine kurulduğunu takip ediyorsunuzdur. Ancak “Hac ve Umre Turizmi” hala toplam turizm gelirinin %46’sını kapsıyor.
Hindistan: 12 yılda bir düzenlenen Kumbh Mela için resmen yeniden bir şehir inşa ediliyor. İnanmayacaksınız ama 2025 yılı başında bu etkinliğe 600 milyon kişi katılmış. İnanışa göre Jüpiter, Güneş ve Ay’ın belirli bir konumda hizalanması sırasında Ganj, Yamuna ve Saraswati nehirlerinin birleştiği Sangam noktasında yıkanmak, Moksha (doğum-ölüm döngüsünden kurtuluş) sağlar. Bu organizasyon için bu yıl 3.8 Milyar dolarlık alt yapı yatırımı yapılmış.
Peki biz?
UNESCO listesinde 22 varlığımız var. Çoğu sadece taş ve toprak değil, insanlık inancının derin izler taşıyan eserler:
Göbeklitepe: İnancın Sıfır Noktası
Efes ve Bergama: İncil’deki 7 Kilise rotasının kalbi
Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı’nın manevi kuruluş hikayesi
Sardis Medeniyeti
Ayrıca;
Vatikan tarafından resmileştirilen 3 Hac noktası Türkiye’de:
Meryem Ana Evi (İzmir)
St. Pierre (Hatay)
St. Paul Kuyusu (Tarsus)
Hristiyan inancının temel metni Amentü’nün yazıldığı İznik.
Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet T Nane geçtiğimiz ay gerçekleşen Resort Kongresi’nde çok niş bir pazarlama projesine değinmişti: St. Paul Kuyusundaki su hala aktif ve binlerce yıllık bir tarihe tanıklık ediyor. “St. Paul’un kutsal suyunu” bugün çok yüksek tutarlara pazarlamak ve bölgeyi nasıl Hac durağına çeviririz diye tartışmak dururken Tarsus’taki yatak kapasitesinin elli olduğunu duyunca üzüntü duydum.
Turizm Bakanlığı’nın da yoğun çabalarıyla turizm anlayışımızı Deniz-Kum-Güneş ekseninden çıkarmaya çalışıyoruz. İnanç Turizmini tekrar ele almalıyız kanaatindeyim.
Çünkü İnanç turisti
Mevsim seçmez,
Gelen hikayesi için gelir,
Deniz-kum-güneş turistinden 2 kat fazla harcar, tüm yöre faydalanır.
Ve nazar boncuğuna dönersek…
O mavi cam parçası, aslında kötülüğü kovduğu için değil; binlerce yıl önce insanın görünmeyenle kurduğu ilişkiyi hatırlattığı için hâlâ hayatımızda. İnanç turizmi de böyle bir şey.
Mesele neye inandığınız değil.
Bu toprakların taşıdığı hikâyenin gücüne inanıp inanmadığınız.